Sonu olmayan bir uçuruma duser gibiyim senin olmadigin yerde
Nasil ki bir çocuk ninnilerle avunursa ben anilarimla avunurum her zaman
Anilarim bir sinema seridi gibidir gozlerimin karanlik çukurlarinda
Goz yaslarim yagmur, dusuncelerim çamur olmustur
yalnizlik uçurumunda.....
Dün yine yalnızdım...
Uzun uzun düşündüm.
O eski günleri
İnan özlemle tutuşunca
Bir başka nefes alıyor insan.
Seni düşündüm....
Gözlerini...
Ruhumu titreten,
O ince, zarif sesini...
Sonra birden durdum,
Ve hayal meyal hatırladığım
O ilk karşılaştığımız an geldi aklıma!
Senin gözlerime bakamayışın,
Ve benim bu halinle
Seni ne kadar da
Masum bir kar tanesine
Benzetişim geldi aklıma.
Zaman geceyarısı.....
Yine sen düştün aklıma,
Sanma ki unuttum.
Ama her seni hatırlayışımda
İnan bana
Seni sen olduğun için
Ne kadar da çok
Sevdiğim aklıma geliyor.
Söyle bana,
Benim seni her düşündüğümde,
Sende beni biraz olsun
Anımsayabiliyor musun?
Bunu birkaç yıl önce yazan o çok sevdiğim insana teşekkürler...
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Eylül 2009 Cuma
Romantizm
Bu sefer farklı bir tür yazı yazmak isteği doğdu içimde ve yakın çevreme sordum romantizmi bir kaç kelime ile anlatırmısın diye...
Cevaplayanlarda oldu konu hakkında bilgili olmayanlarda...Ama şu yorumları aldım ;
Aşkı yaşayabilmektir.
Et ete değecek
Ben bilmemki ya bana çok uzak o.
Bu yorumlardan sonra geçelim romantizmi biraz daha detay olarak incelemeye...
Aslında yaklaşık olarak 1790'dan 1850'ye kadar Avrupa'da gelişim göstermiş büyük bir akımdır. Edebiyatın , müziğin
felsefenin görünümünü köklü bir şekilde değiştiren ve resimde de bir yenilenmeye yol açan romantizm ,
belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber var olmanın ve özgür bir ruh hâlini işaret almanın gereği olarak
tanım yapılmaktadır.
Bu yorumlardan sonra bir bir arkadaşımın bana konu hakkında biraz yalnızlıkla alakalı olabilse de
attığı bir maili paylaşayım sizlerle...
Geçenlerde okuduğum bir yazı beni çok etkiledi ve bende bunu yazmaya karar verdim . o yazıda insanların tüm gayeleri
gerçek olsa da hep bir yanlarının eksik, mutsuz ve huzursuz olduklarını yazıyordu. Bunun sebebi de kendimizle
yüzleşmememizmiş. Başta pek üstünde durmamıştım ama bi süre düşündükten sonra ne kadar doğru söylediğini fark ettim.
İnsan önce kendini tanımalı, bilmeli. Yalnızlığın tadına bakıp onu sevmeli. Yalnız başına sevdiği şeyleri yapmalı.
Gezmeli, tozlamı ; yiyip içmeli tek başına. Çünkü yalnızlığın miyadını doldurmayan insanın bir yanı hep eksik kalır.
Her türlü insan ilişkilerinde terk etme ve terk edilme korkusu yaşar kendini tanımadığı için yalnız kalmaktan kaçar yani.
Bu hayatta mutlu olmak için, huzurlu ve başarılı olmak için ilk adımı atın ve yalnız kalıp kendinizi tanıyın.
Soranlar oldu peki sence romantizm nedir diye bana da ?
Bence...
Seni seden koparıp alabilen sana farklı olduğunu hissettiren ve dünyada her an yapılabilmesi çok güç olabilen birşeydir.
Peki sizce ???
Cevaplayanlarda oldu konu hakkında bilgili olmayanlarda...Ama şu yorumları aldım ;
Aşkı yaşayabilmektir.
Et ete değecek
Ben bilmemki ya bana çok uzak o.
Bu yorumlardan sonra geçelim romantizmi biraz daha detay olarak incelemeye...
Aslında yaklaşık olarak 1790'dan 1850'ye kadar Avrupa'da gelişim göstermiş büyük bir akımdır. Edebiyatın , müziğin
felsefenin görünümünü köklü bir şekilde değiştiren ve resimde de bir yenilenmeye yol açan romantizm ,
belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber var olmanın ve özgür bir ruh hâlini işaret almanın gereği olarak
tanım yapılmaktadır.
Bu yorumlardan sonra bir bir arkadaşımın bana konu hakkında biraz yalnızlıkla alakalı olabilse de
attığı bir maili paylaşayım sizlerle...
Geçenlerde okuduğum bir yazı beni çok etkiledi ve bende bunu yazmaya karar verdim . o yazıda insanların tüm gayeleri
gerçek olsa da hep bir yanlarının eksik, mutsuz ve huzursuz olduklarını yazıyordu. Bunun sebebi de kendimizle
yüzleşmememizmiş. Başta pek üstünde durmamıştım ama bi süre düşündükten sonra ne kadar doğru söylediğini fark ettim.
İnsan önce kendini tanımalı, bilmeli. Yalnızlığın tadına bakıp onu sevmeli. Yalnız başına sevdiği şeyleri yapmalı.
Gezmeli, tozlamı ; yiyip içmeli tek başına. Çünkü yalnızlığın miyadını doldurmayan insanın bir yanı hep eksik kalır.
Her türlü insan ilişkilerinde terk etme ve terk edilme korkusu yaşar kendini tanımadığı için yalnız kalmaktan kaçar yani.
Bu hayatta mutlu olmak için, huzurlu ve başarılı olmak için ilk adımı atın ve yalnız kalıp kendinizi tanıyın.
Soranlar oldu peki sence romantizm nedir diye bana da ?
Bence...
Seni seden koparıp alabilen sana farklı olduğunu hissettiren ve dünyada her an yapılabilmesi çok güç olabilen birşeydir.
Peki sizce ???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)